Sol Atriyal Apendiks Kapama


Atriyal fibrilasyon (felç geçirmeye sebebiyet veren ritim
bozukluğu) toplumda görülme sıklığı %0,4 olarak tahmin edilmekte ve yaşla artış göstermektedir. 60 yaşın üstünde %2-4, 75 yaşın üstündekilerde ise %11,6 olarak
bildirilmiştir. Atriyal fibrilasyon kalp yetersizliği ve kalp kapak hastalığı olanlarda çok sık olarak görülmekte ve hastalığın şiddeti ile artış göstermektedir. Atriyal fibrilasyon sıklığı da yaşla ilişkili olup erişkinlerde her on yaş için yaklaşık iki kat artmaktadır.Atriyal fibrilasyon tedavisinde, sinüs ritminin (normal ritmin) sağlanması ve korunması (ritim kontrolü) veya hız kontrolü olmak üzere iki temel yaklaşım vardır. Başlangıç tedavisi olarak,sağlayacağı yararları nedeni ile çoğunlukla ritim kontrolü tercih edilmektedir. Kalp hızı kontrolünün uygulandığı en önemli avantajı kullanılan ilaçların aynı zamanda ciddi ritim bozukluğu da oluşturabilmesidir. Sık inme geçiren hastalarda kan sulandırıcı tedavisinde birçok hastada uyum ve güvenlik açısından ciddi sorun ortaya çıkmaktadır. Çok sayıda besin ve ilaçla etkileşimi, sık doz ayarlaması ve transfüzyon gerekliliği, dar terapötik (INR düzeyinin uygun aralıkta olamaması) aralık gibi sorunlar kan sulandırıcı kullanımını sınırlamaktadır. Tüm bu nedenlerden ötürü, AF’de inmeden korunmada seçenek arama gereksinimi doğmuş ve dikkatler bu hastalarda tromboembolinin (pıhtının) en sık kaynağı olan sol atriyal apandisi kapama gerekliliği doğmuştur. Sol atriyal apendiksin ligasyonu (ameliyat sırasında kapatılması) mitral kapak cerrahisinde uzun zamandan beri kullanılmaktadır. Kasıktan kateter yoluyla apendiks kapama Avrupa’da 2002’den, ABD’de 2003’den ve ülkemizde 2010 yılından itibaren uygulanmaktadır. Amaç hastanın inme riskini azaltmaktır.